GÜNLÜKLÜ - ÇIĞLIK KOYU - İNLİCE KOYU YÜRÜYÜŞÜ

Mortırnaklar Yürüyüş Grubu bu hafta yine çok keyifli bir yürüyüşteydi. Fethiye Körfezi’ne serpilmiş adalar, harika koylar ile türkuaz cennetin yanı başından geçiyordu rotamız. Gözlerimiz, Şahin Burnu ile Kapıdağ Yarımadası arasında büyüklü, küçüklü adaları tararken, adımlarımız , eşsiz Günlük ormanlarını, İnlice köyünün üzerine kurulduğu Daidala antik kenti topraklarını arşınlıyordı.

Bir Pazar sabahının miskinliğine, doğa yürüyüşünü tercih eden Mortırnaklar Grubu araçları, her zamanki gibi, saat 09.00’da hareket etti. Gökyüzünde bulutlar, kimine göre serin bir havada yürüneceğinin, kimine göre ise; yağmurun habercisi idiler.

Fethiye - Göcek karayolunda ilerliyor, Günlüklü levhasından sola sapıyoruz. Sadece bir kilometre sonra, bakımlı bir arazinin önünde iniyoruz araçlarımızdan. Sığla ağaçlarının sıklığından, güneş ışıkları inemiyor toprağa. Loş, serin, tertemiz bir ortamda, araç içindeki rehavetlerimizden kurtuluveriyoruz. Grup liderimiz Yusuf Ceran, kontrol kulübesindeki görevliye bilgi vererek, göz alabildiğine uzanan sığla ağaçlarının altında uzanan patikada yürüyüş için izin alıyor.

Tüm dünyada kampçılık ve karavancılık teşvik edilirken, ülkemizde zaten bir avuç olan kamp yerleri, özel işletmelere peşkeş çekilerek, halkın yararlanabileceği alanlar olmaktan çıkıyor. Yüzyıllardır, halka açık plaj ve piknik yeri olarak kullanılan güzelim Günlüklü Koyu’nda artık,  “ The Bay Beach Club “ isimli turistik tesis müşterilerini ağırlamakta. 200.000 m2 alana yayılmış Günlüklü Koyu arazisinin 50.000 m2’si bu tesisin hakimiyetinde. Kamp yapmak yasak, girişteki kulübeden para ödeyerek, günü birlik piknik yapılmasına izin veriliyor. O da; sınırlı bir alanda.

500 metre sonra, Günlüklü Koyu’nun sularına ulaşılıyor. Tesisin, albenili havuzu ve konforlu bungalovlarını seyrederek, hemen yanından yukarılara uzanan toprak rampaya vuruyoruz adımlarımızı. Daha; “ Vira Bismillah “ demeden, tırmanmaya başladığımız yokuş, kalp ritmimizi artırsa da; günlük ağaçlarının güzelliği ve serinliği içinde yürümek keyfimize keyif katıyor.

 

Gelin; Günlük ağacı ve ne işe yaradığı hakkındaki bilgilerimizi tazeleyelim biraz. Günlük ( diğer ismi Sığla ) ağacı, dünyada Amerika, Çin ve Türkiye’de yetişebilen endemik bir türdür. Endemik olması, yetiştiği yörenin ekolojik şartları nedeniyle, sadece o bölgede yaşama şansı olan, dünyanın başka coğrafyalarında barınamaması anlamına geliyor. Ağacın kabuğunun yarılması ile elde edilen sığla yağı, parfüm imalinde; parfümü oluşturan güzel kokuları, sıvı içerisinde tutarak, uçmamalarını sağlamak amacı ile sabitleyici ( mesleki adıyla fiksatör ) olarak kullanılır.

Hemen her dinin ayinlerinde, ağacın kuru yongalarının yanması ile ortalığa yayılan, o uhrevi kokuyu, herkes anımsayacaktır. İşte, bu endemik tür; Fethiye ve Muğla civarında serpilip gelişmiş ve yüz yıllar boyunca büyük bir ekonomik girdi olmuş. Ne var ki; günümüzde sentetik sabitleyicilerin parfüm imalatında kullanılması ve bir yandan da yıllar içerisinde sığla yağı üretiminin, yılda 20 tondan 1 tona düşmesi pazar payını daraltmış, böylece; Kleopatra’nın, 2000 yıl önce, “ aşk iksiri “ olarak kullandığı bu ürün, rağbet görmez olmaya başlamış.

 

Katırtırnaklarının soluk sarı, karabaş otlarının gövermiş mor çiçeklerinden yayılan kokular, anemonların, beyaz, mor, pembe renkli harika gösterilerinden oluşan bir alem içindeyiz, yürüdüğümüz patikada. Katırtırnakları kümelerinin ardında, turkuaz denizin parıltısı içinde yer alan Yassıca Adalarını fotoğraflamaya çalışıyoruz, olumsuz ışık şartlarına rağmen. Kısacası, Akdeniz’i, daha doğrusu, harika bir Akdeniz baharını yaşıyoruz bu gün. Yorulmuşuz, dere yataklarında, çarşaklarda, defalarca kayıp düşmüşüz, yuvarlanmışız ne gam !

Bir başka mavi uzanıveriyor önümüzde, patikanın sonunda. Çığlık Koyu burası. Doğan Burnu’nun, ani bir kararla kıvrılıvermesi ile ortaya çıkmış. Ağaçlarla çevrili dik yamaçlar arasından, bu güzelliğin tadına varmak için bir telaş başlıyor doğa severlerde. Fethiye Körfezi’nde, teknelerin barınabileceği en güvenli yer, Çığlık Koyu. Nedendir, böylesi güvenli bir mekana Çığlık Koyu denmesi, aklım ermedi vesselam. Tertemiz denizi, henüz deniz sezonunu açmamış piknikçilerinin ilgilerinden uzak, yapayalnız.

 

Meyve molası, nefes molası derken, yangına müdahale amacı ile açılmış, ancak; şimdilerde, müdahale araçlarına nasıl geçit vereceğini merak ettiğim taşlı patika, bitip tükenmeyen eğimi ile bunaltsa da; Mortırnaklar biliyorlar ki; başka bir cennet panoramaya açılacak gözlerimiz biraz sonra. Evet, başka bir cennet koy seriliveriyor önümüze. İnlice Koyu burası. Henüz, deniz sezonu başlamadığından, sakin, sessiz çırpınıyor suları. Pazar gününü şenliğe çeviren piknikçiler mangalların başında yerlerini almışlar, semaverler keyif çayını sunmak için hazır.

 

Yorgunluktan, İnlice köyündeki kale ve han kalıntılarını gezmeyi başka bir programa bıraksak da; İ.Ö. 4. ‘a tarihlenen Daedelos antik kentinden bahsedelim biraz. Antik kentin merkezi, asar ( akropol ) denilen tepeyi çeviren duvar kalıntılarıdır. Kuzeyinde, kazançlı bir iş olan, kaya mezarı oyucularının ürünü, siyah kare şeklinde oyuklar , muhtemeldir ki; İnlice’nin bugünkü adına isim babalığı yapmışlar. Yerleştikleri bölgede, görüntülere göre isim arayan Türkler, ulaşımı zor olduğu için, çıkıp, ne olduklarını anlayamadıkları bu küçük odacıklı kaya mezarlarını mağaraya benzetmiş olmalılar, verdikleri İnlice ismi bugüne kadar gelmiş.

Karya, Likya ve sonrasında Roma İmparatorluğunun ihtişamlı günlerinden pek bir şey kalmamış, döneminde önemli bir ticaret merkezi olan Daedelos’tan. Ünlü antik dönem tarihçisi Strabon’a göre; Karya ve Likya halklarının arasındaki sınırı belirler bu kent.

 

Beş bin yıllık geçmişin izlerini sürmek için, İnlice’ye yeni gezi planları yapıyoruz deniz kıyısında. Yorgunluk sonrası ödüllerimiz, ellerimizde çay ve bira bardakları. Gözlerimiz kah, Fethiye Körfezi’nin incisi adalarda, kah, karşımızda yükselen Asar Tepe’nin nice gizler taşıyan yamaçlarında.

 

Fethiye’ye dönüş yolunda, çoğumuz üzerlerimize çöken tatlı rehavete teslim olup kendi ıssızlığına çekilirken, fanatik arkadaşlarımız, birkaç saat sonra başlayacak Fenerbahçe - Beşiktaş maçının heyecanı ile pek de yorgun gözükmüyorlar.

 

Önümüzdeki Pazar günü, Mendos’un zirvesinde, kardelenlerin arasında buluşmak üzere vedalaşıyoruz Mortırnaklar’la…

Yazı: Metin DENİZMEN

Fotoğtaflar: Yusuf CERAN